2011
AKP.NET
Kategori:İnternet, Teknopolitik | Yazar: teknopolitikSon günlerde bir ileri demokrasi örneği daha yaşıyoruz. İlk önce internet servis sağlayıcılarına yolllanan yasaklanması muhtemel kelimler listesinin ortaya çıkması, kullanıcılarda şok etkisi yaratmıştı. Hemen ardından da BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu) tarafından 22 Ağustos’ta devreye alınacak 4 çeşit internet filitresi gündeme geldi. Bu filtre kararına göre kullanıcılar dört profilden birini seçmek zorunda kalacak.

Çocuk profili: Sadece BTK’nın izin verdiği sitelerin çalıştığı profilin adı. Bu profilde hangi internet sitelerinin çocuklar için uygun olduğu BTK tarafından belirlenecek, ailenin çocuk hakkında söz söyleme yetkisi elinden alınmış olacak. BTK’nın girilmesinde sakınca görmediği bu siteleri neye göre seçeceği büyük bir muamma. Çeşitli din, dil ve kültürlerden oluşan ülkemizde bütün çocukların aynı profilden çıkması akla mantığa uygun değil. Benzer uygulamanın okullarda din dersi eğitimiyle dayatıldığını sünni ağırlıklı din dersinin zorunlu olarak alevi çocuklara okutulduğunu hatırlarsak çocuk paketinin ne gibi çarpıklıklara neden olacağını daha kolay anlayabiliriz.
Aile profili: Bu profilde de yine BTK’nın izin verdiği siteler erişime açılacak. Çocuk profilinden farklı olarak BTK’nın uygun gördüğü web proxy sitelerine erişim serbest olacak.
Yurtiçi profili: İnternet yapısı içinde anlamlı bir tanımı olmayan bu profilde BTK tarafından onaylanmış ve sadece yurtiçinde bulunan sitelere erişim verilecek. İnternetin mantığında bir sitenin Türkiye’de mi yoksa farklı bir ülkede mi olduğunun büy
ük bir önemi yoktur. Az önce ziyaret ettiğimiz bir web sitesi Türkiye’de olabilirken ardından ulaşacağımız bir site dünyanın bambaşka bir coğrafyasında barınıyor olabilir. Örneğin bu yazıyı okuduğunuz ilerici gençlik sitemiz ABD’de bulunan bir sunucu üzerinden yayın yapıyor. Ayrıca birçoğumuzun kullandığı yahoo, gmail, hotmail gibi mail servislerinin birçoğu yurtdışında bulunuyor. BTK’nın mail hizmeti, arama motoru hizmeti veren bu siteler için nasıl bir uygulamaya gideceği de belirsiz.
Standart profil: BTK’nın açıklamasına göre herhangi bir kısıtlamanın olmadığı profil. Ayrıca BTK şu an bütün kullanıcıların bu profil içinde olduğunu belirtiyor. Bu durum “madem bir engelleme olmayacak neden kullanıcıları bir profilde topluyorsunuz?” sorusunu akla getiriyor. Ayrıca şu an içinde olduğumuz standart profilde birçok sitenin engellenmiş olduğunu hepimiz biliyoruz. Demek ki standart profil BTK’nın açıkladığı gibi engellemenin olmadığı bir profil değil.
Güvenli değil güdük internet
Geçtiğimiz aylarda basılmamış kitaba toplatma kararı çıkaran hükümet kitabın dijital kopyalarının internette dağıtılmasına engel olamamıştı. Yasaklanan kitabın internetten indirilebilmesi tam da internetin gerekliliğini doğrulayan bir süreçti. Benzer bir uygulamayı, yaptığı “Slacker Uprising“ filminin ABD tarafından toplatılmasından korkan Michael Moore gerçekleştirmiş, filmi internette yayarak daha piyasaya sürmeden toplatılmasının önüne geçmişti.
İnternet yasaklarının altında iktidarın kitle iletişim aygıtlarına hakim olma isteği yatıyor. Bu nedenle de medya bu zaman kadar halkın kafasını karştırmak, olmamış olayları varmış gibi göstermek için iktidarlar tarafından sürekli kullanılan bir araç oldu. Ama internet tek bir bireyin bile bildiği doğruları yayınlamasına olanak vererek, klasik medya yöntemlerinden fazlasını insanlara sundu. Tüm bu halkı koruma istediği(!) de buradan geliyor.
Tüm bu baskı politikası karşısında özellikle gençlerin başını çektiği bir kitle oluştu. Bu kapsamda İstanbul, İzmir ve Ankara başta olmak üzere birçok ilde protesto yürüyüşü yapılması planlanıyor. Birçok blogda, mail grubunda, haber sitesinde ve sosyal paylaşım sitelerinde internetin kısıtlanmaması gerektiği, bu kısıtlamaların insanların hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması anlamına geldiğine dair yazılar ortalıkla dolaşmaya başladı. Özellikle kıyaslama yaparak bu uygulamaların ancak Çin Halk Cumhuriyeti, Küba, İran gibi ülkelerde olduğu Türkiye’ye yakışmadığı hakkında yazılar yazıldı. Gerici politikalarla yönetilen ülkelerde kısıtlamaların olmasını anlayabiliyoruz. Fakat sosyalist bir ülkenin gerici ülkelerle eşdeğer tutulması kafa karıştırıcı bir durum. Bu konuda şöyle bir açıklama getirelim; Hemen hemen bütün konularda ambargo uygulanan Küba’da internet de bundan nasibini alıyor. Küba’nın 144 km uzaklıktaki Florida’ya fiberoptik kablo hattı çekmesini engelleyen Amerika bundan haberi yokmuş gibi Küba’da internetin bilinçli olarak yaygınlaştırılmadığını iddia ediyor. Yetersizlikler nedeniyle yavaş ve pahalı bir yöntem olan uyduyu kullanmak zorunda kalan Küba yönetimi interneti mecburen gerekli yerlerde ve sınırlı şekilde kullanıma açmış durumda. Dolayısıyşa şu an Küba’da halkın sadece %3′ü internete ulaşabiliyor. Venezuella ile ortak yürütülen projeyle Küba 1600 km’lik fiber bağlantı sayesinde şu anki internet kapasitesini 3000 kat arttırmayı planlıyor.
Bir tarafta kısıtlı internetini geliştirmeye çalışan Küba varken diğer tarafta mevcut internetini kısıtlamaya çalışan Türkiye bize yönetimlerin siyasi bakışı doğrultusunda teknolojiyi nasıl manupule ettiğini gösteriyor. Bize de çok geç olmadan elimizdeki kısıtlı da olsa özgürlüğümüzü savunmak düşüyor.